Bursa da Gezilecek Yerler

Bursa da Gezilecek Yerler

DOĞAL GÜZELLİKLER

Bursa


OYLAT MESİRE YERİ

780803

 

Oylat A Tipi Mesire Yeri ilimiz İnegöl ilçesi Oylat Kaplıcaları’nın bulunduğu alanda yer almaktadır. Ortalama 850 m rakımı ve 6, 9 ha alana sahiptir.

Oylat Mesire Yeri bulunduğu yer ve çevresinin zengin flora ve faunaya sahip olması Oylat kaplıcasının imkanlarından ve tabiatın güzelliklerinden faydalanmak isteyenlerin tercih ettiği bir alan olması ile öne çıkmaktadır. Ülkemizde tanınan ve bilinen bir kaplıca merkezinin bitişiğinde olması sebebiyle kaplıca imkanlarından faydalanmak isteyen günübirlik ve çevre otellerle konaklayan ziyaretçilerin uğradığı mesire yeridir.

Oylat Mesire Yeri dereleriyle, ormanlarıyla yazın serin havası kışın ise karla kaplı örtüsüyle başlı başına doğal bir zenginliğe sahiptir.

Web:  http://www.bursa.com.tr/mesire-yerleri-584.html

 

AYVAİNİ MAĞARASI

AYVAİNİ MAĞARASI

532626

 

Doğanalan Köyü yakınlarında başlayan Ayvaini mağarası 5,5 km. sonra Ayvaköy civarında sonlanmaktadır. Her iki yönden girişi bulunan Mağara, girişlerinin sarp olması nedeniyle turizme kapalı olmakla beraber profesyonel dağcı ve mağaracılar tarafından tercih edilmektedir. İçinden geçen Karadonlu deresi mağara boyunca 60’dan fazla irili ufaklı gölet oluşturup her adımda mağarayı süsleyen sarkıtlar, dikitler ve travertenler birer doğa harikasıdır.

Web:  http://www.bursa.bel.tr/hizmetler/sayfa/709

 

ATATÜRK KENT ORMANI

695126

 

Odunluk Mahallesi arkasında 150 hektarlık ormanlık alanda içerisinde olan Atatürk Kent Ormanı, doğayla buluşup kent karmaşasından uzak soluk alınabilecek piknik alanları, 3,5 kilometre parke yol, bir ahşap köprü, 6,5 kilometre yürüyüş yolu ve bisiklet yolu ile bir doğa cenneti olan Kent Ormanında ayrıca 6 seyir terası, 7’si barbekülü olmak üzere toplam 10 tane yağmur barınağı, 10 kamelya, bir gözlem kulesi, 2 adet çocuk oyun alanı, 2 adet voleybol oyun alanı ile ziyaretcilerini ağırlıyor.

Web:  http://www.nilufer.bel.tr/icerik.php?s=hizmetlerimiz&id=137

MUDANYA / TRİLYE (Zeytinbağı) / KAPANCA LİMANI

indir

 

Tirilye’de Roma döneminden kalan Kapanca bölgesindeki antik liman her tarih döneminde en önemli kıyı ulaşımının stratejik odak noktası olmuştur.

Gölyazı

488347

 

Bursa sınırları içinde, doğa ile tarihin bir arada yaşadığı bir eşsiz güzellik de Uluabat Gölü kıyısındaki Gölyazı Köyü’dür. İlkbaharda yükselen sular nedeniyle yarı bellerine kadar su içinde kalan ağaçlar, yine bu sularda sevgi dolu bir melodi gibi süzülen ördekler, Arnavut kaldırımlı dar sokaklar; antik çağda Apolyont olarak bilinen bu köyün güzelliklerinden yalnızca birkaçıdır. Tümüyle SİT alanı olan bu bölge, özellikle Apollon Tapınağı ve kilisesi ile dikkati çeker.

Web:  http://www.golyazi.bel.tr/

 

 

Hayvanat Bahçesi

841132

 

Daha önce Kültürpark’ta bulunan hayvanat bahçesi gelişen Bursa için yetersiz kalınca 10 Kasım 1997’de, Botanik Parkı’nın yanında 200.000 m2’lik alanda hayvanat bahçesi kurulma çalışmaları başlatılmış ve 10 Kasım 1998’de de hizmete açılmıştır.

Bursa Zoo, ilk aşamada Türk köyü, ayı-kurt, yırtıcı kuşlar, su kuşları, lama, yabani eşek ve deve bölümleriyle açılmış, bunları arslan, leopar, maymun ve Afrika savanları bölümleri izlemiştir.

Dünya standartlarında projelendirilen bu bahçede hayvanlar doğal ortamlarına oldukça benzeyen ortamlarda konakladıkları için sağlıklı ve mutlu görünüyorlar. Parkta yılan, iguana, pelikan, ördek, flamingo, devekuşu, atmaca, şahin, akbaba, gibi yırtıcı kuşlar; ayı, kurt, yaban domuzu, deve, geyik, ceylan, leopar, lama, yaban eşeği, aslan, maymun, tavuskuşu gibi hayvanlar ile; köy evi olarak düzenlenen binalarda da çeşitli kümes hayvanları, sülün, güvercin, papağan gibi kuşlarla inek, koyun ve keçi gibi evcil hayvanlar bulunmaktadır.

Hayvanat bahçesinde eski köy evleriyle köy yaşantısının canlandırılması da yapılmaktadır.

Web:  http://www.bursahayvanatbahcesi.com/

Kültür Park

13720_4_201307121755

 

1955’te zamanın Belediye Başkanı Reşat OYAL tarafından hizmete açılan Kültürpark, 1963’te ilk kez düzenlenen “Bursa Festivali” ne ev sahipliği yapmıştır. 40 hektarlık büyüklüğü ile Bursa’nın en önemli parkı olan Kültürpark, konumu ve yeşil dokusuyla kentin ve kentlisinin gözbebeği olmaya devam etmektedir. Toplam alanı: 394.000 m2 olan Kültürpark 2006’daki yenilenen yüzü ile 143.000 m2 olan yeşil alanını 179.000 m2 olarak genişletmiş ve daha fazla yeşil alana kavuşmuştur.

 

Saitabat Şelalesi

62205

 

Bursa’dan 12 km uzaklıkta yer alan Saitabat yemyeşil çimenler ve çınar ağaçlarıyla çevrili bir alan. Uludağ eteklerindeki şelalenin aktığı kanyon, doğa sporları ile uğraşanların buluşma noktası. Odun ateşinde, kiremitte tereyağı ile pişirilen alabalıklarıyla meşhur olan şelalenin çevresinde piknik alanları bulunuyor.

Web:  http://www.bursa.bel.tr/hizmetler/sayfa/698

 

Suuçtu / M.Kemalpaşa

218361

 

Mustafakemalpaşa’dan 10 km uzaklıkta bulunan Suuçtu, doğayla baş başa kalmak isteyenlerin, bu isteklerine fazlasıyla cevap veren bir yerdir. Bölgeye adını veren 11 çağlayan, yılların yorgunluğunu bir anda insanın üstünden silip atabilecek bir etkileyiciliğe sahip. 38 metre yükseklikten, kendisini özgürlüğe bırakan suların mutluluk dolu şarkısı insanın ruhunda bambaşka duyguların kapılarını aralıyor.

Web:  http://www.bursa.bel.tr/hizmetler/sayfa/708

Bursa’nın büyülü güzelliği: Kuş Cenneti

izmir-kuş-cenneti-476129933792306592191

 

Bursa- Çanakkale yolunun 45. km’sinde yer alan Kuş Cenneti ise, Bursa’nın bir başka doğal ayrıcalığıdır. Tavuskuşları başta olmak üzere; sülün, keklik gibi birçok kuş çeşidinin barındığı Kuş Cenneti, mavi servi, limoni servi, ladin, sedir gibi ağaçlarıyla da görülmeye değer gerçek bir doğal cennettir. Kuş bilimcilerin inceleme yapmak için sık sık ziyaret ettikleri Kuş Cenneti, güzelliğiyle tüm ziyaretçilerini büyülemektedir.

Web:  http://www.bursa.bel.tr/hizmetler/sayfa/705

Botanik Park “Bursa yeşilinin minyatürü”

Botanik Park

 

Bursa’da yeşil kuşak kapsamında, kente bol oksijen, yeni dinlenme ve sağlıklı spor alanları kazandırmak amacıyla 1998 yılında “Soğanlı Botanik Parkı” hizmete açılmıştır. Soğanlı Botanik Parkı; 400.000 m2′lik alanında, 150 türden 8000 ağaç, 76 türden 100.000 çalı, 20 türden 50.000 yer örtücü ve 27 türden 6000 gül ile Bursa Ovası’nı korumakla birlikte, bitkisel araştırma ve bilimsel çalışmalara açık bir parktır.

Parkta; Japon bahçesi, İngiliz bahçesi, Fransız bahçesi, gül bahçesi, açelya-orman gülü bahçesi, kokulu bitkiler bahçesi, kaya bahçesi, renk bahçeleri, şekilli bitkiler bahçeleri vardır.

Soğanlı Botanik Parkı ziyaretçilerine dinlenme, farklı farklı zamanlarda yaprak ve çiçek açan bitkileri gözleme imkânlarının dışında, sağlıklı yaşam için spor yapma imkânı da sunmaktadır. Parkta 12.000 m.’lik doğal yürüyüş yolları, doğal koşu yolu, 1.000 m.’lik soğuk asfalt kaplamalı bisiklet yolu ve göletler bulunmaktadır. Botanik Parkı’nda 17, 18 ve 19. yüzyıllara ait kimi ünlü eski Bursa evlerinin benzerleri de inşa edilmiştir.

Web:   http://www.bursa.bel.tr/botanik-parki/sayfa/231

İnkaya Çınarı

inkaya3

 

Bursa’nın kuzeyindeki Oyukçınar Mahallesi’ne adını veren çınar ağacı 18,2 metre gövde genişliği ile Türkiye’nin en büyük ağacıydı. Halkalı ve Dudaklı Çınarı ile, her yıl içinde leyleklerin yuva yaptığı Kiremitçi Çınarı, Osmanlı ile yaşıt Bursa çınarlarıdır.

Çekirge’de Uludağ yolu üzerindeki İnkaya köyünde, aynı adla bilinen 598 yaşındaki çınar, dünyaca ünlüdür. Adını, Osmanlı Devleti’nin ilk köylerinden biri olan Uludağ Yolu üzerindeki İnkaya Köyü’nden alan çınar ağacı 13 ana kola sahiptir. “İnkaya Çınarı”nın boyu 35 metredir. Dallarının kalınlığı 3-4 metreyi bulan çınar 9.2 metrelik çevresiyle Türkiye’nin en yaşlı ağaçlarından biridir.

Web:  http://www.bursa.com.tr/inkaya-cinari-595.html

 

 

 

Mesire Yerleri

Suuctu

 

Suuçtu Mesire Yeri

Bursa İzmir karayolu ile 82 km sonra Mustafakemalpaşa ilçesine, buradan da 10 km uzaklıkta Suuçtu Mesire Yeri ve şelalesine ulaşılabilmektedir. I. Derece Doğal Sit Alanı olup, 10 ha alana sahiptir. Günübirlik tesisleri mevcuttur. 38 metre yükseklikten dökülen şelalenin yumuşak bir uğultusu var. Çataldağ’dan doğan Karadere ve Kavaklıyayla dereleriyle bu derelerin yan kollarının birleşmesiyle oluşan Suuçtu Şelalesi aynı zamanda Mustafakemalpaşa’nın bir kısmının ve ilçeye bağlı 15 köyün su ihtiyacını karşılamaktadır. Suuçtu Şelalesi, kayın, meşe ve karaçam ormanları ile oluşturduğu doğal güzelliği insanlara sunmaktadır.

Nilüfer Atatürk Ormanı

Uludağ masifinin kuzeybatı ucundaki Maltepe ve Misibeleni mevkiindeki tepeyi örten orman dokusu ile kaplı 120-300 m yükseklikleri arasında bulunan alana, Bursa’dan 6 km’lik bir yolla ulaşılmaktadır. Alanı 124 ha’dır

Dominant türü oluşturan kızılçam ormanlarıyla yer yer meşe örtüsünden oluşan bitki örtüsü ile orman ve dere vejetasyonunu bünyesinde barındırması, yaban hayatı, ovadan birden yükselen dağlık arazi topografyası ile doğu-batı yönlü ana vadinin oluşturduğu jeomorfolojik yapısı, mikro klimatik özellikleri ile Nilüfer Ormanı’nın yeşil orman dokusunun görsel karakteristiği ve orman-dağ-çay peyzajları oluşturmaktadır.

Orman örtüsünün kaldırıldığı yerlerde yaygın olarak maki florasına rastlanılmaktadır. Bu türler arasında en yaygın olanları akçakesme, melengiç, katran ardıcı, laden, funda, kocayemiş, sandal, erguvan, meşedir. Dere kenarlarında ise çınar, söğüt, böğürtlen gibi yapraklı türler yer almaktadır.

Bu kaynak değerlerinin yanında manzara seyir noktalarına, spor yürüyüş parkurlarına, piknik alanlarına, spor alanlarına, kır gazinosu ve büfeler gibi rekreasyonel kullanım olanaklarına sahiptir.

Kocayayla ve Geleneksel Kocayayla Şöleni

Kocayayla; Keles ilçe merkezi yakınlarında yer alan, adından da anlaşılacağı üzere oldukça büyük bir yayladır. Keles’in 4 km. güneydoğusunda bulunan Kocayayla, Bursa’nın en ünlü piknik ve mesire yerleri arasındadır. Etrafı karaçam ağaçlarıyla örtülü olup ayrıca yayla içinde yer yer çam, meşe, gürgen, alıç, kavak ve erik ağaçları da vardır. Yaklaşık 400.000 m2. lik açık çayır ve mer’a alanına sahip olan Kocayayla, Türkiye’nin de en büyük yaylalarından biridir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.200 m. olan yayla; bol oksijenli temiz havası ile kalp, verem, akciğer, astım, anemi ve benzeri hastalıklar için tavsiye edilen nitelikler taşımaktadır.

Kocayayla’da Keles Belediyesi ve Orman İşletmesi tarafından muhtelif spor alanları, masa-bank, ocak, restaurant, kır kahvesi, büfe, mescit, oyun parkı ve tuvalet yaptırılmış, şehir şebekesinden ayrı olarak su getirilmiştir. Bu itibarla; gelen misafirlerin tüm ihtiyacını karşılayabilecek altyapıya sahiptir.

Bu bölge Bursa, İnegöl ve Atranos (Orhaneli)’tan önce Osmanlıların hakimiyetine girmiş, Bizans’a ait bu üç tekfurluğun ortasında ve oldukça stratejik bir konumda bulunduğu için buraların fethi sırasında üs olarak kullanılmıştır.

Osmanlıların kuruluş dönemlerinde civardaki yörük aşiretleri tarafından Domaniç yaylarıyla birlikte yaylak olarak istifade edilmiş, ayrıca saray atları için nitelikli bir otlakiye vazifesi görmüştür. Bir rivayete göre Orhan Gazi ile Nilüfer Hatun’un düğünleri de bu yaylada yapılmıştır. Konar-göçer yörük aşiretleri her yıl yaz başlangıcında hayvanlarını otlatmak üzere yaylalara çıkmadan önce yazı karşılamak ve yaz mevsiminin gelişini kutlamak amacıyla burada toplanır ve şenlikler düzenler, çevredeki dede yatırırlarının başında “hayır” yaparlarmış. Zira; yörükler için yaz, bir yayla mevsimi ve yörüğü yörük yapan unsurları icra edebilme mevsimidir. Yazın gelişi yörük için en önemli bayramdır. Bu nedenle Orta Asya’dan beri yazın müjdecisi olan hıdrellezde tüm yörükler biraraya gelip kurbanlar keser, dualar eder, yemekler yer, oyunlar sergiler, at koşturur, cirit oynar, gençler güreş tutar, ozanlar atışır hülasa topluca bayram yaparlarmış. Aynı zamanda bilge ve ulu kişilerin mezarlarının ziyaret edildiği, “toy” adı da verilen bu şölenler şamanist gelenekleri içeren umumi bir kurban ziyafeti şeklinde gerçekleşir, katılan tüm Türk boylarına kurbandan birer parça verilirmiş. Ayrıca; artık yaylalara çıkılacağı için insanlar 5-6 ay gibi uzun bir süre birbirini göremeyeceklerinden bu şölenler bir nevi “helalleşme” işlevi de görürmüş.

İşte bu şekilde; Osmanlının Söğüt ve Domaniç dolaylarını yeni yeni yurt tuttuğu sıralarda dönemin yaylağı ve gazi atlarının otlağı olan Kocayayla da bu şölenlerin yapıldığı önemli yerlerden ve geleneksel halk edebiyatının ilk merkezlerinden biri haline gelmiş, yüzyıllar boyunca ozan/baksı geleneğinin süregeldiği bir yer olmuştur. Eski Türk geleneklerini sürdüren, kopuz çalıp şiir söyleyen ozanlar uzun yıllar Kocayayla şölenlerinde buluşarak atışmışlardır. Halen civarda yatırları bulunan ve kendilerine “dede” denilen kişilerin bu ozan/baksı geleneğinin kalıntıları olması muhtemeldir.

Bu şölenleri yaşatmak amacıyla; bir yaylalar diyarı olan Keles’ in Kocayayla’ sında da halen her yıl Haziran ayında “Geleneksel Keles Kocayayla Şöleni” düzenlenmektedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi oldukça eski bir geçmişi olan bu şölen Osmanlıların son dönemlerine kadar yaşatılmış, ancak Kurtuluş Savaşı yıllarında ara verilmiş daha sonra 1966 yılında tekrar canlandırılmıştır. Bu şölende; yağlı güreş müsabakaları, kiraz ve çilek teşvik yarışmaları, halkoyunları gösterileri yapılmakta ve çeşitli sanatçılar konser vermektedir. İlçedeki muhtelif dernek ve kuruluşlar yararına tertip edilen Kocayayla Şöleni’ nde Keles yöresinin “temsili gelin alayı” merasimi gelen misafirlerin oldukça ilgisini çekmektedir. Ne yazık ki; Kocayayla Şöleni günümüzde asli özelliklerini yitirmiş, tamamen bir festival / konser havasına bürünmüştür. Bir an önce otantik görüntüsüne kavuşturulması dileğimizdir.

Son yıllarda Kocayayla’ da çeşitli izci kampları düzenlenmekte, Bursa’ dan gelen çim kayağı, güreş ve futbol takımları çalışmalarını bir müddet burada sürdürmektedir. Yeni tesislerin yapılması bir kamp yeri olarak burayı daha cazip hale getirecektir. Zira ulu çam ağaçlarının içinde yer alan bu yayla; çadır turizmi, kampçılık, trakking ve sair doğa sporları için ideal bir mekandır. Ayrıca her yıl tertiplenen Geleneksel Kocayayla Şöleni’nden ayrı olarak siyasi partiler, dernekler ve çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından da zaman zaman Kocayayla’ da büyük şölenler tertip edilmekte, yağlı güreş, cirit, boğa güreşi müsabakaları yapılmaktadır. Bu şölenlerle birlikte Kocayayla, her yaz mevsiminde ortalama 200.000 kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

 

Celal Acar Yaban Hayvanları Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi

yaban03

 

Bursa İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce inşaatına 2008 yılında başlanan ve 2010 yılında tamamlanan Karacabey Ovakorusu’ndaki Celal Acar Yaban Hayvanı Kurtarma Merkezi “Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CİTES) ” ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’na göre ticareti yasak olan hayvanların geçici süre ile bu merkezde tedavi ve rehabilitasyonu amacı ile yapılmıştır. 28 611 ha alana sahiptir.

Bu tesis ülkemizde bu amaçla yapılan tek tesis olup, dünyada ise birkaç tane örneği bulunmaktadır. Özellikle yasadışı yollarla ülkemize sokulan yaban hayvanları ile ülkemizde doğada güç durumda bulunan yaban hayvanları bulunduğunda bu tesislere getirilip tedavi ve rehabilitasyonu yapıldıktan sonra, CİTES sözleşmesi kapsamında bulunanlar alındığı ülkelerine, diğerleri ise doğal ortamlarına bırakılmaktadır.

Tesis bünyesinde aslan-kaplan, su kuşları, kurt-tilki, yırtıcı kuşlar, sürüngenler, geyik-karaca ve maymunlar için tedavi ve rehabilitasyon bölümleri bulunmaktadır.

Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’ne 2010 yılı ocak ayından itibaren yaban hayvanı kabulü yapılabilmektedir.

Kocaçay Deltası

Karacabey

 

Güney Marmara akarsularının büyük bölümünün birleşmesiyle oluşan Susurluk Irmağı, Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Yeniköy yakınlarında Marmara Denizi ile buluşmaktadır.

Susurluk Irmağı’nın oluşturduğu Kocaçay Deltası, göl, bataklık, kumul ve longoz ormanından meydana gelmektedir. Marmara Denizi’nin güney kıyısında yer alan delta, göl, bataklık, kumul ve subasar orman ekosistemlerinden meydana gelir. Deltanın batı yarısında, toplam alanı 194 ha olan ve Maliç Deresi tarafından beslenen Dalyan ve Poyraz gölleri, 600 ha alan kaplayan sazlıklar, 730 hektarlık bir alana yayılmış dişbudak, kızılağaç ve söğütlerden oluşan subasar ormanlar ve çok çeşitli floraya sahip geniş bir kumul bandı bulunmaktadır.

Deltada üreyen türler arasında kara leylek, pasbaş patka, bataklıkkırlangıcı, akça cılıbıt, küçük balaban, gece balıkçılı, alaca balıkçıl, küçük ak balıkçıl, gri balıkçıl, kuğu, yeşilbaş, çıkrıkçın, macar ördeği, elmabaş patka, ak kuyruklu kartal, sakarmeke, poyrazkuşu, sumru, küçük sumru ve pek çok ağaçkakan türü sayılabilir. Ayrıca göç esnasında küçük karabatak, ak pelikan, kışın ise sakarmeke başta olmak üzere büyük sayıda sukuşu bulunur.

Kocaçay Deltası, bütün bu özellikleriyle doğaseverlere, hem kuş gözlemciliği yapma hem piknik yapma hem de arkalarına güzel bir doğa manzarasını alarak, denize girme olanaklarını sunuyor.

Bakanlığımız koordinatörlüğünde 12. 10. 2007 tarihinde gerçekleştirilen Ulusal Sulak Alan Komisyonu toplantısı sonucunda Kocaçay Deltası, sulak alan koruma bölgelerinin sınırları belirlenmiştir. Koruma bölgeleri sınırlarında yapılması planlanan faaliyetler de “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” ile ilgili hükümler çerçevesinde verilmektedir.

Web:  http://www.bursa.com.tr/kocacay-deltasi-576.html

 

İznik Gölü

İznik Gölü

 

Marmara Bölgesi’nin en büyük, Türkiye’nin ise beşinci büyük doğal gölü olan İznik Gölü, derinliği en fazla 80 m. olan tektonik bir tatlı su gölüdür. Göl bütünüyle tarım alanları ve zeytinliklerle çevrilidir. Alan, sık sazlıkların arasında karışık koloniler kuran küçük karabatak

(30 çift) ve gece balıkçılı (250 çift) ile özel çevre koruma alanı ölçütlerine uyar. İznik Gölü 1990 yılında SİT alanı ilan edilmiştir.

Yaklaşık 9000 hektar tarım arazisi göl suyuyla sulanmaktadır. Yapımı süren tesislerle bu alanın 6.945 hektar daha artırılması öngörülmüştür. Bunun yanı sıra, göl kıyısındaki tarım alanlarının sulanması için çiftçiler tarafından pompayla su çekilmektedir.

Suları tatlı olan gölde sazan ve yayın balığı ile kerevit yetişir. Turizm bakımından da önem taşıyan İznik Gölü, yüzme, kano ve sörf gibi su sporları için idealdir.

Uluabat Gölü

Uluabat Gölü

 

Uluabat Gölü zengin tür çeşitliliğine sahip olması ve önemli bir sulak alan olması nedeni ile ülkemizde koruma altına alınan 12 Ramsar alanından birisidir. Bunun yanında Yaşayan Göller programının içinde de yer almaktadır. Uluabat Gölü; Anadolu’ya kuzey-batıdan giren kuş göç yolu üzerinde bulunması nedeni ile bünyesinde yüksek miktarda kuş barındırması, çok zengin flora ve faunaya sahip bir sulak alan olması nedeniyle son yıllarda tüm dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu nedenle 1998 yılında RAMSAR sözleşmesi ile koruma altına alınmıştır.

Uluabat Gölü Türkiye’nin orta büyüklükteki göllerinden bir tanesidir. Doğu-batı doğrultusunda uzanan gölün uzunluğu 24 km, genişliği ise 10 km’dir. Avrupa’dan Asya’ya uzanan önemli kuş göç yollarından bir tanesinin üzerindedir. Marmara Denizi ve diğer Marmara göllerine ve yine bir Ramsar Alanı olan Manyas Gölü’ne yakınlığı ile konum açısından önemlidir.

Gölde yapılan çalışmalar neticesinde 21 tür balık tespit edilmiştir. Bu türler içerisinde ticari amaçlı avlananlardan başlıcaları; turna ve sazandır. Az miktarda da olsa yayın, tatlı su kefali, ringa balığı ve kızıl kanat balıkları da avlanmaktadır.

  • En önemli türler
  • Tepeli Pelikan
  • Küçük Karabatak
  • Alaca Balıkçıl
  • Gece Balıkçılı
  • Küçük Balaban
  • Leylek
  • Çeltikçi *
  • Kaşıkçı *
  • Pasbaş Patka
  • Bıyıklı Sumru
  • Göçte uğrayan türler
  • Sığır Balıkçılı
  • Kara Leylek
  • Kara Çaylak
  • Küçük Kartal *
  • Kızıl Şahin
  • Aladoğan
  • Orman Düdükçünü
  • Çamurçulluğu
  • Altın Yağmurcun
  • Döğüşken Kuş
  • Dere Düdükçünü
  • Küçük Martı *
  • Akkanatlı Sumru
  • Kara Sumru
  • Küçük Sumru *
  • Çayır Taşkuşu
  • Pembe Sığırcık *
  • Çobanaldatan
  • Sarıbaşlı Kuyruksallayan *
  • Söğütbülbülü
  • Büyük Örümcekkuşu *

 (* Uluabat’ta nadir görünen türler)

Kışın kuzeyden gelen bazı kuş türlerinden binlerce kuş türü gözlemlenmiştir. Açık suda sakarmeke, elmabaş patka ve tepeli patka ördekleri, bahri ve küçük batağan, göl kenarında ve sazlıklarda az sayıda büyük akbalıkçıl ve gri balıkçıllar, karabaş ve gümüş martılar bunun     yanı sıra balaban, leylekler, kırlangıçlarla beraber gölde üreyen balıkçıl türleri küçük akbalıkçıl,

alaca balıkçıl, gece balıkçıl ve küçük balaban gibi türler Uluabat Gölü ve çevresinde gözlemlenmektedir.

Uluabat Gölü, Türkiye’nin en geniş nilüfer yataklarına sahiptir. Beyaz nilüfer gölün kuzeydoğu kıyılarında ve Mustafakemalpaşa Çayı’nın göle giriş ağzında çok geniş alanları kaplamaktadır Uluabat Gölü, sucul bitkiler yönünden ülkemizin en zengin sulak alanlarından biridir. Gölün hemen hemen bütün kıyıları geniş sazlıklarla, sığ kesimleri ise su içi bitkileri ile kaplıdır

Hem Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği hem de Ramsar Sözleşmesi’nin gerektirdiği yükümlülüklerimizin yerine getirilmesi kapsamında Uluabat Gölü’nün korunması ve uygun bir şekilde yönetilmesi amacıyla “Uluabat Gölü Yönetim Planı” hazırlanmıştır.

Web:  http://www.bursa.bel.tr/hizmetler/sayfa/703

Uludağ Milli Parkı

344312

 

Milli Park’a adını veren Uludağ’ın mitolojideki adı OLYMPOSMYSİOS’ tur. Uludağ, Osmanlı İmparatorluğu zamanında Keşiş Dağı olarak anılmış ve 1925 yılında şimdiki adı olan ULUDAĞ adını almıştır.

Uludağ Milli Parkı, 11. 338 ha’lık bir alanda, bilimsel ve estetik bakımdan milli ve milletlerarası ender tabii kaynak değerlerine sahip bu tabiat parçasının araştırma, inceleme, eğitim, dinlenme ve turizm amacıyla kullanılmasını sağlamak, özelliklerini ve karakterlerini olumsuz etkilerden korumak, kaynak değerlerini devam ettirmek gayesiyle 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 25. maddesine müsteniden 20. 09. 1961 gün ve 6119-5 sayılı bakanlık olurları ile Milli Park olarak tefrik ve ilan edilmiştir. Milli Park’ın alanı 28/03/1996 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile 12. 762 ha’a çıkarılmıştır.

Uludağ Milli Parkı ve çevresi 12. 05. 2006 tarihinde I. derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiştir (I. ve II. Gelişim Bölgeleri II. Derece Doğal Sit Alanıdır) . II. Gelişim Bölgesi 5 Ağustos 1986 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiştir.

Uludağ Milli Parkı Batı Anadolu Bölgesi’nin 2543 m yükseklikteki en yüksek tepesine sahiptir. Milli Park’ın %71’i orman, %28’i çayırlık ve kayalık alanlar (Alpin rejyon) , % 0, 4 ‘ü açık alanlar % 0, 1’i, su ile kaplı alanlar, % 0, 8’i ise yerleşim alanıdır. Uludağ Milli Parkı olağanüstü tabiat güzelliklerine, ormanlara, flora ve fauna zenginliklerine sahiptir.

Uludağ Milli Parkı gerek Alpin gerekse Türkiye ve yalnızca Uludağ’a özgü endemik bitkileri içeren zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Uludağ’da 104 endemik tür tespit edilmiş olup, bunun 32 adedi Uludağ endemiğidir. Uludağ Milli Parkı’nda 46 tür kelebek yaşamakta, ayrıca Apollon kelebeğinin (Parnassius apollo L.) Uludağ’a özgü endemik türü bulunmaktadır.

Uludağ’ın zengin bitki örtüsü bir ölçüde Akdeniz ve Avrupa-Sibirya floristik bölgeleri arasındaki konumundan kaynaklanır. Florasında %63 oranında Avrupa-Sibirya elemanı ve %31 oranında Akdeniz elemanı yer alır.

Uludağ florasında ayrıca %6 oranında İran-Turan floristik elemanının bulunduğu da bilinmektedir. Sahip olduğu ilginç özellikler nedeniyle Uludağ, çok eskiden beri botanikçilerin ilgi odağı olmuştur.

Ayrıca Uludağ ülkemizde yer alan 122 Önemli Bitki Alanı’ndan (ÖBA) biridir.

Uludağ Milli Parkı’nda ayı, çakal, tilki, sincap, tavşan, gelincik, yaban domuzu, yılan kertenkele, dağkartalı, ağaçkakan, baykuş, kumru, dağbülbülü ve serçe gibi değişik canlı türleri yaşamlarını sürdürmektedir. Sakallı akbaba (Gypaetus Barbatus) Uludağ’da bulunan endemik türlerdendir. Ayrıca kırmızı orman karıncası da Uludağ ormanlarındaki zararlı böcekleri yiyerek Milli Park’a büyük faydalar sağlamaktadır. Uludağ sakallı akbaba ve kaya kartalının üreme popülasyonlarını barındırması nedeniyle Önemli Kuş Alanı (ÖKA No. 8 ) olarak belirlenmiştir.

Uludağ Milli Parkı botanikçi Mayr’ın orman zonlarını muhtelif yüksekliklerde karakterize etmesi ve 45 dakikalık bir araç yolculuğu esnasında bu orman zonlarının görülebilmesi açısından dünya ormancılık literatüründe bilimsel yönden özel bir öneme sahiptir. Bunlar Lauretum, Castanetum, Fagetum, Pinatum, Albietum, Alpinetum Kuşağıdır.

Bursa’dan zirveye doğru yapılacak yolculukta; defne, kızılağaç, çınar, erguvan, kestane, ıhlamur, akçaağaç, karayemiş, fındık, meşe, kayın, titrek kavak, kızılcık, karaçam, üvez,  göknar, ayıüzümü, bodur ardıç, değişik otlar ve likenler gibi 250 değişik gruptan 700’ün üzerinde türde otsu ve çok yıllık bitki görülerek, zengin bitki çeşitliliğine sahip ender yerlerden biri olan Uludağ’da farklı bitkiler keşfedilebilir.

Uludağ zirvesinde bazıları yaz aylarında kuruyan 9 adet buzul gölü bulunmaktadır. Bunların en önemlileri göller bölgesindeki; Karagöl, Kilimligöl, Buzlugöl ve Aynalıgöl’dür.

Bir granit batoliti olan Uludağ , bugünkü görünümünü teknotik hareketlerle kazanmıştır. Yurdumuzda ilk buzul devri izleri Phlippson tarafından Uludağ’ da tespit edilmiştir. Uludağ’ın kuzeye bakan yamaçlarında buzullarca şekillendirilmiş oluşumlar ve ilginç görünümlü kaya kitleleri vardır. (Yılanlıkaya, Devetaşı, Cennetkaya, Çobankaya gibi.)

Uludağ ülkemizin önde gelen kış sporları ve kayak merkezidir. Büyük yerleşim yerlerine yakınlığı, kamp ve günübirlik kullanım alanlarının çokluğu nedeniyle Bursa ve çevre illerinin rekreasyonel isteklerine cevap vermektedir. Uludağ Milli Parkı’ nın yıllık ziyaretçi sayısı 1. 000. 000 kişi civarındadır. Bursa’dan 36 km, İstanbul’dan 150 km uzaklıktadır. Kayak merkezinin uzaklığı ise havaalanından 60, Bursa’dan ise 40 dakikadır.

Teferrüç-Kadıyayla-Sarıalan güzergâhında çalışmakta olan 4. 817 metre uzunluğundaki mevcut teleferik hattının, Sarıalan Kamp ve Günübirlik Kullanım Alanı’ndan oteller bölgesine kadar uzatılmasına ilişkin çalışmalar devam etmektedir. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan proje yapım aşamasındadır. Proje, oteller bölgesine ulaşımı 22 dakikaya düşürecek ve mevcut hattı 8. 500 m uzunluğa çıkaracaktır.

Uludağ Milli Parkı’nda yaz dönemi kullanıcılarına yönelik 2 adet kamp ve günübirlik kullanım alanı 2 adet günübirlik kullanım alanı mevcuttur. 300 çadır kapasiteli Sarıalan KGKA’nın da ziyaretçilere açık kırgazinoları, baraka ve bungalovlar, hediyelik satış dükkanları, sıhhi tesis kompleksi, tuvaletler, sağlıklı yaşam parkuru, çocuk oyun alanı ve cami mevcuttur. 150 çadır kapasiteli Çobankaya KGKA’nın da büfe, sıhhi tesis kompleksi, tuvalet, çocuk oyun alanı ve mescit halkın kullanımına açıktır.

Çobankaya’ya 2 km mesafede olan Bakacak mevkii Bursa’nın panoramik görüntüsünün en iyi seyredilebileceği yerdir.

Kirazlıyayla GKA’nın da büfe, tuvaletler, futbol sahası, çocuk oyun alanı ile resmi kurumlara ait iki konaklama tesisi bulunmaktadır.

Karabelen GKA’nın da Milli Park giriş kapısı ve tuvaletler mevcuttur.

Ülkemizin en önemli kış sporları ve kayak merkezi olan Uludağ’da karla kaplı gün sayısı 178 gündür. Kayak pistleri 15 Aralık/30 Nisan tarihleri arasında hizmet vermektedir. I. Gelişim (Oteller) Bölgesi’nde toplam 34 adet konaklama tesisi vardır.

Yürüyüş parkurları

Genç Yaşayın Parkuru

Sarıalan Kamp ve Günübirlik Kullanım Alanı içerisinde mevcutta bir adet yürüyüş parkuru bulunmaktadır. Ormanlık alan içerisinde düzenlenmiş olan “Genç Yaşayın Parkuru”nun uzunluğu 2, 1 km’dir. Parkur bilimsel ve tıbbi esaslara uygun olarak düzenlenmiş 10 egzersiz istasyonundan oluşmaktadır.

  • Tur Güzergâhları (TG)
  • TG-1. Oteller Bölgesi-Kurtkaya-Kızpınar Mevkii -Sarıalan. Yaklaşık 4, 2 km
  • TG-2. Sarıçayır Tepe -Alman Çayırı Mevkii-Çobankaya-Softaboğan Mevkii. Yaklaşık 4. 5 km
  • TG-3. Oteller Bölgesi – Çobankaya-Bakacak. Yaklaşık 4, 7 km
  • TG-4. Tefferrüç – Kadıyayla – Sarıalan. Yaklaşık 7, 5 km
  • TG-5. Oteller Bölgesi-Zirve Tepe-Volfram Mevkii – Göller Bölgesi.
  • TG-6. Kirazlıyayla-Gölcük Mevkii. Yaklaşık 1 km
  • TG-7. Oteller Bölgesi – Paşaçayırı Tepe. Yaklaşık 1 km
  • TG-8. Alaçam Giriş Kontrol Noktası – Kaçakçıyolu Mevkii – Göller Bölgesi. Yaklaşık 12 km

Uludağ Milli Parkı’nın sahip olduğu doğal ve kültürel kaynak değerlerinin korunması ile koruma-kullanma dengesi gözetilerek, mevcut arazi kullanımları yanı sıra ziyaretçilerin zorunlu ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik yeni kullanım talepleri de dikkate alınarak, sadece sınırlı ve kontrollü kullanımlara izin verecek şekilde, Milli Park’ın kaynak değerlerinin devamlılığının sağlanması amacıyla 1/25. 000 ölçekli Uludağ Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı hazırlanmış olup, plan 10. 12. 2009 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Bu planda Uludağ Milli Parkı’nın yönetiminde belirlenen hedeflere ulaşmak için koruma-kullanma dengesi gözetilerek, Milli Park alanı bölgelere ayrılmıştır. Yapılan bölgeleme sonucunda Mutlak Koruma Alanı, Sınırlı Kullanım Alanı ve Kontrollü Kullanım Alanı olmak üzere 3 alan belirlenmiştir. Milli Park’ın % 84’ü Mutlak Koruma Alanı,     % 14’ü Sınırlı Kullanım Alanı, % 2’si ise Kontrollü Kullanım Alanı olarak ayrılmıştır.

Web:  http://www.bursa.com.tr/uludag-817.html

 

Tweetle